An English summary for possible English language readers:
Inwhich I reflect my thoughts how the Turkish radios might have a lot to do shaping up a childs imagination in early 80's when color tv was not yet present in our lives.
Artık pek rastlanıldığını sanmadığım, ya da rastlanıyorsa bile aynı etkiyi sağlayacağından şüpheli olduğum eylemin sıkça gerçekleştirildiği çağdı… En fazla tek kanallı, yarı-renkli televizyon döneminde çocukluğunu yaşamış olanların tam anlamıyla keyfini çıkarabildiği bir eylemdi bu; Gecenin İçinden, Okul Radyosu, Çocuklarla Başbaşa, Arkası Yarın, Bir Roman Bir Hikaye, Meclis Saati ve Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı duyurularının alternatifsiz olduğu bir döneme aitti. O dönemler biz çocukların hayalgüçleri televizyonda görülen imgelerle fazla kirlenmez; radyolara sarılarak tecrübe edilen uykunun gösterdikleri ise rengarenk rüyalar olurdu hep…
Gayet romantizm esintisiyle dert olmuş, ukte düşmüş konudur içime; çocukluğuma dair hala yaşadığım hatıralardır, tvnin bırakın renkliyi 24 saat bile yayın yapmadığı dönemlerden gelir bu kalıp cümle. Arada bir elektrikler kesildiğinde çoğunlukla yaşadığım nostalji dalgasıdır aslında, titrek mum ışığı, açık radyo, kurulan hayaller, arkaplanda ise çocukça algılarımın kapısını aralayan radyo. (belki de bir manyak bendim... kim bilir...)
İşte bu yüzden bu blogun bana açmış olduğu bu kalbi kadar beyaz sayfaya bu başlığımı açtım-ki daha sonra kendimi radyolu günler konusundaki hatıralarımı yazmaya zorlayayım!
okuyun: Meltem Ahıska’nın Radyonun Sihirli Kapısı Garbiyatçılık ve Politik Öznellik adlı kitabı...
izleyin: Woody Allen’dan Radio Days
p.s. bunu yazan kişi, geceleri uykuya dalmak üzereyken ortaya çıkan panik atak sorununu TRT radyolarını dinleyerek çözmüştür, tavsiye maiyetindedir!











Comments [0]