the Hanging Gardens

Esse est Percipi 

Sivil İnisiyatif Örnekleri #1

 

An English summary for possible English language readers:

When authorities cease to care, civil initiative takes action!

Yetkililer işi savsakladığında, sivil inisiyatif devreye girer...
Demek ki bir gerek var, ihtiyaç duyuluyor ki, orada bulunanlar çözümü bu şekilde bulabilmiş: o halde belediye de uyumasın, bir zahmet ilgilensin durumla!

Aslında bu tag'i açmayı düşündürten pembe kova örneğiyle başlamak isterdim girişlere, fakat ne yazık ki bu örneği görüntüleme imkanım olmadı. Ama en azından fırsat bu fırsat, bu konuya da kısaca değineyim.
Büyük boy plastik kova: Yol ortasına konduğunda 'geçilmez' anlamına gelir; sivil ve keyfi bir inisiyatif ürünüdür.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   Eminonu   fail   Istanbul   sivil inisiyatif  

Comments [0]

Restaurant fail: Lost Fish Nemo Fish House

An English summary for possible English language readers:

You just have to click on the picture for its original size to find out where Nemo really were!

Nemo'nun gerçekte nerede olduğunu öğrenmek için resme tıklayıp, orijinal boyutuna bakmanız yeterli. Arkadaşım / ortağım Anıl'ın Eminönü'nde taksi bulmak üzere yürüdüğümüz sırada dikkatimi çektiği, eğlenceli bir gudiklik örneği bulmuş olmanın keyfiyle fotoğrafını çektiğim restaurant'tır.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   Eminonu   fail  

Comments [0]

Geek Tonu

An English summary for possible English language readers:

Inwhich I reawaken my thoughts on one of my old imaginary inventions named Geek Toner, used as an alert system for third parties in case of a "Clash of Wills", such as Batman vs. Superman / Star Trek vs. Star Wars, between two geeks; and also the feel of void I have in me for not reading comic books for more then 2 years and wish for a return-back and asking for advices of new titles for a DC Comics and Transmetropolitan fan.

Belli başlı bir ya da iki title haricinde [ DMZ (Vertigo) başlangıç seviyesi; Fables (Vertigo) orta-ileri seviye :) ] çizgi roman okumayı bırakalı sanırım üç ya da dört sene oldu. Kolayca kapanır bir ara gibi görünse de, çizgi roman tutkusu içinde DC evrenine büyük önem veren benim gibi biri için aslında oldukça panik atak yaratan bir şey, geri dönüş kararı... Ama hayatımda çizgi roman okumamanın yaşattığı eksiklik de gün geçtikçe daha buruk bir duygu yaratıyor içimde.
Bir denge oluşturmanın vakti geldiği düşüncesiyle, seneler evvel yaratmış olduğum "geek tonu" tanımını, bu blogun etiketleri arasına taşıyıp kendime sıçrama tahtası yapacağım, konu üzerine ilk blog girişimdir bu.
Başlamak adına, gene yıllar evvel yapmış olduğum Geek Tonu tanımlamalarından birini de ekleyeyim bu yazıya. Bundan sonraki tüm geek tonu etiketli girişlerime de yeni bir tanımlama ekleyeceğim; bu yazıyı okuyan olursa, aklında da ek tanımlar varsa yorumlara eklemelerini dilerim.

Geek Tonu
Star Wars mu, Star Trek mi; Batman mi döver Superman mi gibi bir konuya dalmış olan iki geek'in genelde bulundukları mekanlara yerleştirilmesi gereken acil durum alarm sisteminin vermesi gerektigi düşünülen tonlamadır. Bu aletin telefonun meşgul tonlamasına yakın bir "geek geek geek geeeeek" tonlaması vermesi düşünülmüştür. Bu tonlamayı duyan üçüncü şahısların, konudan bihaber olmaları halinde mekanı terk etmeleri; biraz bilgi sahibi olup, alkol etkisinde ise de ortaya bir konu atıp sıyrılmak yoluyla iki geekin birbirlerini parçalamalarını keyifle izlemeleri tavsiye olunur.

Bu arada cevaplar: Star Trek ve Batman :)
not: Warren Ellis'in Transmetropolitan'ı gibi güçlü bir çizgi roman yakalayabilirsem, geçiş dönemimi daha rahat gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum, bu yönde tavsiyelere de açığım, şimdiden çok teşekkürler :)

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   geek tonu  

Comments [2]

Bilgelik Mabetleri Kütüphaneler - The Photography of Ahmet Ertug

An English summary for possible English language readers:

Inwhich I describe a recent visit to an photography exhibition by Ahmet Ertug, reflecting the magnificance of libraries around the world with his beautiful photographs; and my feelings on how we use the words such as "wonderful, magnificient, etc." lightly in our daily lves so we feel at a loss for words when we experience a better, powerful examples of such words, like the photographs presented in this exhibition.

Bugün bir tavsiye üzerine ( http://www.artistmisin.com/ ), daha da girmem bu okul sınırlarına dediğim Işık Lisesi'nin sergi salonu Galeri Işık'ta (Teşvikiye) yer alan Ahmet Ertuğ'un Bilgelik Mabetleri Kütüphaneler sergisini dolaştım. Serginin ne kadar güzel olduğu konusunda fazla ahkam kesemem ama, inanılmaz bir teknikle aktarılmış o fotoğrafların içimde, belki derinlik sarhoşluğu ile karşılaştırabilecek bir duygu yarattığını ve günlük hayatta üzerinde çok da düşünmeden sarf ettiğimiz, "harika, muhteşem" gibi kelimeleri yeniden değerlendirmemi gerektirdiğini belirtmeliyim.
Bu sergiye vakit ayırmanızı çok tavsiye ediyorum.
Dileyenler sergi broşürünü şu adreste bulabilir, PDF formatında indirebilirler: http://www.galeriisiktesvikiye.com/tr/exhibition.asp?ID=9&T=1&EID=14&do=showdetails

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   link   photography  

Comments [0]

Kurşuni...

An English summary for possible English language readers:
Inwhich I'm describing a short escapade from a very boring bureaucratic routine with a visit to one of my favourite sanctuaries in Istanbul; Eminonu by the sea on one rainy September day. Photograph is of Karakoy taken from Eminonu.

1 Eylül...
Yağmur, sonbaharı ilk gününden müjdeliyor; hava devlet dairelerinin atmosferini yansıtırcasına kurşuni... ki günün hareketliliğine de uygun çünkü o anda, Kültür Bakanlığı'nda bandrol koşuşturmacası içinde bir sığınak olarak beş dakikalığına uğrayabiliyorum deniz kenarına...
İş sıkıcı, bürokrasi boğazına yapışmış da olsa, İstanbul'la yaşanan küçük kaçamaklar hayata döndürüyor insanı...

Fotoğraf: Eminönü'den Karaköy'e bakış...

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   Eminonu   Istanbul   photography  

Comments [5]

fail trendine benden bir katkı

Cep telefonları ve WalkMan'lerin özellikleri saymakla bitmiyor, işte epilatör özellikli Sony Ericsson. Yalnızca Eminönü'nde :)

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   Eminonu   fail  

Comments [0]

Radyosuna Sarılarak Uyuyan Çocuklar Çağı

An English summary for possible English language readers:

Inwhich I reflect my thoughts how the Turkish radios might have a lot to do shaping up a childs imagination in early 80's when color tv was not yet present in our lives.

Artık pek rastlanıldığını sanmadığım, ya da rastlanıyorsa bile aynı etkiyi sağlayacağından şüpheli olduğum eylemin sıkça gerçekleştirildiği çağdı… En fazla tek kanallı, yarı-renkli televizyon döneminde çocukluğunu yaşamış olanların tam anlamıyla keyfini çıkarabildiği bir eylemdi bu; Gecenin İçinden, Okul Radyosu, Çocuklarla Başbaşa, Arkası Yarın, Bir Roman Bir Hikaye, Meclis Saati ve Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı duyurularının alternatifsiz olduğu bir döneme aitti. O dönemler biz çocukların hayalgüçleri televizyonda görülen imgelerle fazla kirlenmez; radyolara sarılarak tecrübe edilen uykunun gösterdikleri ise rengarenk rüyalar olurdu hep…

Gayet romantizm esintisiyle dert olmuş, ukte düşmüş konudur içime; çocukluğuma dair hala yaşadığım hatıralardır, tvnin bırakın renkliyi 24 saat bile yayın yapmadığı dönemlerden gelir bu kalıp cümle. Arada bir elektrikler kesildiğinde çoğunlukla yaşadığım nostalji dalgasıdır aslında, titrek mum ışığı, açık radyo, kurulan hayaller, arkaplanda ise çocukça algılarımın kapısını aralayan radyo. (belki de bir manyak bendim... kim bilir...)

İşte bu yüzden bu blogun bana açmış olduğu bu kalbi kadar beyaz sayfaya bu başlığımı açtım-ki daha sonra kendimi radyolu günler konusundaki hatıralarımı yazmaya zorlayayım!

okuyun: Meltem Ahıska’nın Radyonun Sihirli Kapısı Garbiyatçılık ve Politik Öznellik adlı kitabı...

izleyin: Woody Allen’dan Radio Days

p.s. bunu yazan kişi, geceleri uykuya dalmak üzereyken ortaya çıkan panik atak sorununu TRT radyolarını dinleyerek çözmüştür, tavsiye maiyetindedir!

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   radyo  

Comments [0]

Buruk bir sevgililer günü...

An English summary for possible English language readers:

Inwhich I tell about somebody else's, probably bitter St. Valentine's experience. About a Panda doll with a hearth in hand found in a trash can on February 14th.

Tarih: 14 Şubat, 2009

Rutin bir yürüyüş esnasında, bir çöp koyteynerinin üzerine, karton kutuların ve torba torba çöplerin arasına yerleştirilmiş, elinde kalp tutan peluş pandayı ve kafamda kurduğum arkasındaki olası buruk hikayeyi sanırım hiç unutmayacağım.

Amantium irae amoris integratio est; aşıkların kavgaları aşkın yenilenmesidir… -Publius Terentius Afer

Umarım...

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   tesvikiye  

Comments [0]

English Russia » Smartest Dogs: Moscow Stray Dogs

An English summary for possible English language readers:

Inwhich I reflect my thoughts how street animals adapt to city life with the photographs you will find in the link.

Bir evvelki yazıda hayvan masallarına girip de bu EnglishRussia haberini bir kez daha paylaşmadan edemedim. Hayvanların şehir yaşamına nasıl da adapte olduğunu gösteren güzel çalışmalardan.
Okuyanlar arasında, Istanbul'daki şehire adapte olan hayvanlar hakkında fotoğrafları olanlar varsa, linklerini paylaşırlarsa çok sevinirim.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   fabl   link   photography  

Comments [1]

Murphy Kanunları ayrım gözetmez!

An English summary for possible English language readers:

Inwhich, by means of an example of a street cat trying to find a nice place to sleep, and having to move elsewhere when the car it will rest on top's owner comes just at the moment, after a week of neglecting that very same car, I'm trying to explain why we all are equal under Murphy's Laws.

Hayatımda ilk kez, bu olayla, Murphy Kanunları'nın hayvanların dünyasında da geçerli olduğuna kanaat getirdim. Evin penceresinden sıcak ve nemli havayı gözlemlerken(!) gözüm kaldırımda etrafına seçici bir gözle bakınan siyah benekli beyaz kediye (bundan sonra adı Sadri olarak geçecektir -bu da mı gol değil, hakim bey sözü çağrışımından) takıldı. Sadri kaldırımda yavaşça yürüyüp bir arabanın üstüne uzandı, gevşedi, rahatladı... ve tam o sırada arabanın sahipleri gelip bagaj kapağını açmak suretiyle zavallı Sadri'yi araba dışı ettiler. Hayır, o arabanın günlerdir park ettiği yerden kıpırdamamış olduğunu bilmesem zaten böyle bir girdiye ihtiyaç duymazdım... sinir bozucu bir vaziyet... anlıyorum seni Sadri kardeşim, yalnız değilsin...

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Loading mentions Retweet
Filed under  //   fabl  

Comments [0]